Siyasette biat kültürünün ülkemize ettikleri

Cumhurbaşkanı Tatar siyasi tarihimize geçecek bir ilke imza attı ve Türkiye’de iktidar ve yeni iktidarla birlikte Kıbrıs politikası değişirse asla desteklemeyeceğini açıkladı. “Böyle doğdum, böyle ölürüm. Bende yamuk olmaz, zikzak olmaz” diyerek de seçimlerde desteklediği tarafı net bir şekilde belli etti. Bunu kendisine söyleten şey, anavatandaki seçim dinamikleri ve halkın teveccühüyle yeni bir Cumhurbaşkanının seçilmesinin ülkemize muhtemel yansımaları hususundaki gerilimdi.

Bugüne kadar Türkiye’de çok seçimler oldu ve KKTC yönetiminden anavatan seçimleriyle ilgili böyle bir açıklama hiç gelmedi. Tatar’ın bir ilke imza atmasının sebebi sanırım epey bir süredir KKTC ve Türkiye’deki iktidarların siyaseten çok fazla yakın ve alışılmadık derecede içli dışlı olması. Böyle olmasa, anavatandaki kardeşlerimizin demokratik siyasi tercihleri sonucu oluşacak bir idarenin -dünyadaki yeni dengeleri de gözeterek- yeni bir Kıbrıs politikası oluşturma ihtimali KKTC Cumhurbaşkanını bu kadar rahatsız etmezdi.

Öyle ya, senelerdir hem burada hem anavatanda farklı iktidarlar gelir gider. Türkiye-KKTC yetkilileri oturup ortak politikayı oluşturur ve oluşan yeni politikayı ülkemiz önde anavatan arkada beraberce hayata geçirmek için mücadele ederler. Zaten Kıbrıs Türk halkı da cumhurbaşkanı seçerken anavatan ile birlikte hareket etmeyi öncelik yapacak siyasetçileri seçmeye dikkat ediyor. Mustafa Akıncı’yı o makamdan indirirken de gözettiği şey bu anavatan hassasiyetiydi. Yoksa tüm araştırmalar üç adaylı seçimde Tatar’ın seçilemeyeceğini net bir şekilde gösteriyordu.

Bu durum ülkemiz liderleri açısından hiç akıldan çıkarılmaması gereken en büyük derstir: Kıbrıs Türk halkı kendi liderinin anavatanla kurduğu, kuracağı ilişkiye bakar. Diğer taraftan, anavatanda seçilecek hükümetler veya idareler Türk milletinin siyasi iradesi neticesinde ortaya çıkmıştır ve Kıbrıs Türk halkı nezdinde saygı duyulacak oluşumlardır. Hangi iktidar gelirse gelsin.

Türk milleti Kıbrıs Türkü’nü neden seviyor? Kimliğini, toprağını dimdik ayakta tutarak koruduğundan. Kıbrıs Türkü anavatanına neden bağlılık duyuyor? Kardeşlikten ve sevgiden. Zaten böyle bir kardeşlik bağı varken KKTC halkı adına anavatan siyasetçilerine yalakalık yapılmasına hiç ama hiç gerek yok.

Böyle bir beklenti yok ama iki ülke arasındaki bağlar birçok siyasetçi tarafından yanlış değerlendiriliyor. Bunun sonucunda anavatandan kim telkin yapıyorsa onu emir telakki eden bir siyasi anlayış türedi. Bu yalnızca iktidara özgü olsa yine iyi, muhalefetimiz bile halkın beklentilerine göre değil anavatandaki siyasilere göre hizalanmayı bilinç altına yerleştirmiş durumda. Hizalandıklarını ispatlamak için de kuzu kuzu konuşuyorlar. Hem iktidar hem muhalefet seçim vaadi verirken bile Ankara’dan rıza almadan hareket etmek istemiyorlar.

UBP, AK Parti iktidardadır diye biat ederken CTP neden AKP ile ilişki kurmadı? Hadi bunu yapmamalarını anladık diyelim, CHP’yle veya diğer Altılı Masa partileriyle yakın ilişki kurmayı neden hiç denemedi? Sebebini söyleyim, “sin da gülle geçsin” anlayışından. Gördüğünüz gibi iktidar biatın kendisinden, muhalefet gölgesinden geçiniyor.

Ne acıdır ki, sürekli “Yazık, çok yazık” dediğimiz bir dönem yaşıyoruz. Bu ülkenin kurucu babalarının ve mücahitlerinin Kıbrıs Türkünün özgürlüğü için nasıl mücadele ettiğini düşününce bugünkü siyaset manzarasına üzülmediğimiz tek bir gün bile geçmiyor.

Halkımız yeni dönemde durumu bir kez daha gözden geçirmeli ve kendini temsil etmekten uzak gördüğü herkesi siyasetin dışına almalıdır. Yoksa kendi beceriksizliklerinin ve korkaklıklarının örtüsünü Ankara diyerek meşrulaştıran bu siyasi kültür ve anlayış anavatandan da saygı görmez ve görmüyor da.