Kıbrıslı Türklerin sesini kısamazsınız

Kıbrıs’ın ilk Türkçe gazetesi Saded’in 136 yıl önce bugün yayımlanan ilk sayısı, bugün bizlere bir şeyi hatırlatıyor: Bu topraklarda gazetecilik, sadece bir meslek değil; varoluşumuzun, özgürlüğümüzün ve halk iradesinin temelidir.

Bu anlamlı günde, 11 Temmuz Basın Günü’nü, tüm basın çalışanlarımızın emeklerine saygıyla kutluyorum. Ne yazık ki, bu yıl da Basın Günü’nü içimize sinecek bir özgürlük ortamında kutlayamıyoruz. Kıbrıslı Türklerin köklü özgür basın geleneği, her geçen gün biraz daha zedeleniyor.

Bunun en somut ve hepimizin içini acıtan örneği, 60 yıllık gazeteci Şener Levent’inyaşadıklarıdır. KKTC’de beraat ettiği bir suçlama nedeniyle, Türkiye’de hapis cezası aldı. Üstelik bu karar, adeta Kıbrıs Türkiye’nin bir vilayetiymiş gibi, KKTC mahkemeleri aracılığıyla kendisine tebliğ edildi.

Bu yalnızca bir kişiye değil, bütün Kıbrıslı gazetecilere yönelik bir gözdağıdır. Bu karar, sadece bir kişiyi susturma girişimi değil; toplumun tamamına “sus” denmesidir.

Ancak basınımızın tek sorunu baskılar değil. Medya sahiplik yapısında yaşanan değişim ve editoryal bağımsızlığın aşınması, Türkiye’deki “havuz medyası” benzeri bir yapının Kıbrıs’ta da oluşmasına yol açtı.

Bu tablo hem gazetecilerin mesleklerini özgürce icra etmelerini zorlaştırıyor, hem de halkımızın doğru, bağımsız ve çoğulcu bilgiye erişme hakkını doğrudan tehdit ediyor.Halbuki basın, halkın gözü, kulağı ve vicdanıdır. Gazetecileri baskıyla ya da başka yöntemlerle susturmak halkı susturmak demektir.

Basın Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim: Ne baskıya boyun eğeriz, ne susarız.
Kıbrıslı Türklerin sesini kısamazsınız. Bu ülkenin gazetecileri, her koşulda kalemini halkı için oynatmaya devam edecek. Ve biz o kalemlerin özgür kalması için her türlü mücadeleyi vermeye hazırız.