Beyaz Meleklerin anısını yaşatmak

İzolasyon, aslında fizik terminolojisine ait bir kavram. Yalıtım, yalıtma anlamına geliyor. Nişanyan Sözlük ise kökenini İtalyanca isolare sözcüğüne dayandırdığı izolasyonu “kanal açarak bir yeri karadan koparmak, ada yapmak” diye tanımlıyor. Yani sözlük anlamlarına bakarsak KKTC olarak hem ada olmaktan dolayı izoleyiz hem de adanın ikinci devleti olduğumuzdan ve birinci devlet bize yaptırım uygulanması için çalıştığından uluslararası toplumdan izole ediliyoruz.

Elbette bu yazının konusu uluslararası toplumun Kıbrıs Türklerine uyguladığı sınırlama ve yaptırımlar. İzolasyon sözcüğünü 1983’ten beri ağzına sakız eden ama meramını anlatamayan ve kimseyi ikna edemeyen bir siyasi ekip var ki, bunlara milliyetçi deniliyor. Ülkeyi 1974-2023 yılları arasında neredeyse 35 yıl bu kadrolar yönetti. Sabah akşam izolasyon deyip isyan ederler ama dünyaya bunu anlatamazlar. Acaba anlatmayı mı beceremiyorlar yoksa samimiyetsiz oldukları için sözlerine kimse inanmıyor mu? Sanırım ikisi birden.

Bunların karşısında ise izolasyonları pek problem etmeyen ve dolayısıyla kılını kıpırdatmayan federal çözüm yanlısı aydın kesim saf tutmuş.

Peki dünya bize izolasyon uyguluyor da anavatan ne yapıyor? Onun en güzel örneğini de futboldan verebiliriz. Biz Kıbrıslı Türkler Fenerbahçeliyiz, Galatasaraylıyız, Beşiktaşlıyız ama hiçbir takımımız KKTC’ye gelip kamp bile yapmıyor. Yanlışlıkla yerli takımlarımızla müsabaka yaparlar da başları belaya girer diye.

Spor, izolasyon ve anavatan meselesi 6 Şubat 2023 depreminde kaybettiğimiz evlatlarımızla da yakından ilgili maalesef.  Bu çocuklarımız Maarif Koleji’nde okuyorlardı. 1985-1991 yılları arasında beş şampiyonluk kazanmış o günkü adıyla Türk Maarif Koleji öğrencilerinin “Biz o zaman da hep Türkiye’nin doğusundaki ilçelerdeki müsabakalara katılırdık, batı kentlerinde hiç müsabaka yapmadık” dediğini duyduysanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Yüreklerimiz ezile ezile bu evlatların enkaz altında kalışını ve büyük çaresizliğimizi hatırlayacak, içimizdeki bu kara kederle uzun yıllar yaşayacağız.

Birçok kişi hayatlarını kaybettiği günden beridir bu çocuklarımızın isimlerini yaşatmak adına güzel şeyler yapıyor, hepsini tebrik etmek gerekir. Bunların dışında hayatlarını kaybedişinin esas nedenini gözden kaçırmadan evlatlarımıza karşı yapılması gereken bir büyük görev daha var bence; çocuklarımızı spor alanındaki izolasyondan kurtarmak. Böyle denilince çok büyük bir laf, çok zor bir iş gibi görünüyor ama değil.

Maarif Koleji’nin kökeninde İngiliz idaresinin yattığını bilmeyen yoktur sanırım. Yani başta Birleşik Krallık olmak üzere Commonwealth üyesi ülkelerin tamamında bu okulun muadilleri vardır. Keşke bizim kolejimizin öğrencilerinin bu okulların öğrencileriyle spor müsabakası yapması için çaba gösteren vizyon sahibi siyasilerimiz olsa. Üstelik eğitim meselesi yasal dayanaklarımız açısından kendimizi dünyaya anlatmanın en kolay yollarından biri. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası eğitim meselesini iki toplumun uhdesine vermiş ve bu konuda uluslararası meşruiyet arayanlar için fırsat çok. Ama biz bırakın tüm Commonwealth üyesi ülkelerle böyle bir ilişki geliştirmeyi, evlatlarımızı bizim de gözlemci sıfatıyla bulunduğumuz İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye Müslüman Commonwealth ülkelerinin kolej öğrencileriyle yarıştırmayı bile beceremedik.

Ayrıca kolejde okuyan çocuklarımızın büyük çoğunluğu AB yurttaşı. Lakin AB üyesi ülkelerin kolejleriyle ülkemizin gençlerini müsabakalara sokmak gibi bir hedef koyan da duymadık.

Bu serzenişim sadece “İzolasyon var!” diye palavradan kükreyen aslanlar için değil. Hedefi çözüm ve AB olan, AB gibi hakka, hukuka ve adalete inanan sol şeritteki muhalifleri de unutmuyorum. Çünkü muhaliflerin bu konuda söyleyecekleri statükocu siyasilerden çok daha değerlidir. Onların çözüm mücadelesi sayesinde izolasyonlar konusunda BM, AB ve ABD’den çok sözler alındı ama ne bu sözleri bileğinin hakkıyla alanlar ne de izolasyonu sakız gibi çiğneyenler bu konunun fikri takibini yapmadılar. Hatırlayalım, 2004 Annan Planı referandumuna Kıbrıs Rumları hayır deyince pek çok uluslararası aktör Kıbrıs Türklerine uygulanan başta ekonomik sınırlamalar ve izolasyonlarla ilgili açıklamalar yapıp sözler vermişti. Doğrudan ticaret alanıyla ilgili bir takım palyatif adımlar atıldı ama sportif alanda fikri takip yapacak siyasi aktörler maalesef saklambaç oynamayı tercih etti. Bunu beceremedikleri halde seçmenlerimiz bu siyaset esnafını tekrar ve tekrar seçti, başarısızlığı ödüllendirip bunları siyaset minderinde tuttu.

Acılarımıza siyaset karıştırdığımı söyleyenler olursa kendilerine çocuklarımızın başına gelen felaketten önce ve sonra olan her şeyin “siyasi” olduğunu hatırlatırım.

Bence kaybettiğimiz sporcu çocuklarımızın anısını yaşatmanın en iyi yollarından biri, önce öğrencilerimizi sonra tüm sporcularımızı izolasyonlardan kurtarmak için mücadele etmektir. Eğer kazanım elde edersek acımız hafiflemez ama gelecekte başka çocuklarımızın daha medeni şartlarda spor yapmasını sağlayabiliriz.

Bilhassa sporla ilgili izolasyonlarla mücadele eden insanlarımız var elbette onları göz ardı etmiyorum ama izolasyon istismarcısı siyaset esnafı bu insanlara destek olmak yerine köstek oluyor. Kaybettiğimiz evlatlarımızın anılarını yaşatmak için bu kısırdöngüyü kırmak zorundayız.