Kapıları kapatmak geleceği karartmaktır

Mülkiyet konusunda yaşanan karşılıklı tutuklamaların ardından, Güney’deki fanatik parti ve gruplar sınır kapılarının kapatılmasını gündeme taşıdı. Kuzey’de de aynı düşüncede olanlar var, ancak sesleri Güney’dekiler kadar güçlü çıkmıyor.

Diyalog gazetesinin haberine göre ise gerilimin iyice yükseldiği son üç günde Metehan kapısından geçişler artmış. Sınırdan geçenler, siyasilere yeni kapıların açılması çağrısında bulunuyormuş. Bu tablo, halkın siyasetin dar kalıplarına sıkışmadığını; tam tersine, barış ve işbirliği yönünde irade ortaya koyduğunu gösteriyor.

Kapıları sadece alışveriş ya da turizm perspektifinden değerlendirenler var. Evet, sınır kapıları ticaret ve turizm için elzemdir. Ama mesele bundan ibaret değil. Binlerce yurttaşımız, ekmek parasını kazanmak için her gün Güney’e gidiyor. Uzaktan çalışanları da hesaba kattığımızda bu sayı 10 bine yaklaşıyor. Kapıların kapanması, sadece ekonomik zarara yol açmaz; 10 bin insanın geçim kaynağını da ortadan kaldırır. Bunun vebali ise çok ağır olur.

Sınırların kapanmasını isteyen fanatiklere, halk çoktan cevabını verdi. Yükselen gerilime rağmen geçiş sayılarının artması, toplumların birbirinden kopmak istemediğinin en somut kanıtıdır. Metehan’dan yükselen bu sessiz ama güçlü mesajı siyasetçilerin iyi okuması gerekiyor.

Ersin Tatar’ın savunduğu ve halkın gerçekleriyle bağdaşmayan “iki devletlilik” söylemi, bu tablo karşısında daha da anlamsızlaşıyor. Halk, bu uçuk ve temelsiz yaklaşımlara sandıkta cevabını verecek gibi görünüyor. Çünkü Kıbrıslı Türkler de Kıbrıslı Rumlar da biliyor ki, kapılar kapanırsa sadece geçişler değil, gelecek umutları da kapanır.