Kargaları bile güldürecek bir dava

Bugün size bir hukuk garabetinin, bir egemenlik trajedisinin ve bir utanç tablosunun hikâyesini anlatacağım. Hazır mısınız? 

Ankara’daki bir mahkeme, Kıbrıslı gazeteci Şener Levent hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 1 yıl hapis cezası vermiş. Evet, yanlış duymadınız! Bir Kıbrıslı Türk gazeteci, Kıbrıs’ta yayımlanan bir karikatür nedeniyle, Türkiye’de yargılanmış ve ceza almış! 

Oysa ne olmuştu? Aynı karikatür nedeniyle KKTC mahkemeleri Levent’i zaten yargılamıştı ve beraat ettirmişti. Bizim mahkememiz “burada suç yok” demişti. Ama Ankara’daki mahkeme durmamış. Türkiye ile KKTC arasında imzalanan Adli Yardımlaşma Sözleşmesine dayanarak, bu cezayı KKTC mahkemesi aracılığıyla Şener Levent’e tebliğ ettirmiş. 

Türkiye, KKTC’yi bağımsız bir devlet olarak tanıdığını söylüyor. Peki o zaman, başka bir ülkede işlenmiş olduğu iddia edilen bir suç nedeniyle, nasıl olur da bizim vatandaşımıza ceza verir? Hadi bunu geçelim, bu cezayı nasıl bizim mahkememiz eliyle iletir? 

Bakın, bunu şöyle düşünün: Almanya’da bir mahkeme, bir Fransız gazetecinin Fransa’da yayımladığı bir karikatürle ilgili ‘Almanya Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla hapis cezası verse, kararı da Fransız mahkemesi aracılığıyla tebliğ etse… Ne olur? Kargalar güler! Ama işte bizde yaşanan tam olarak budur! 

Ben bu düzeni değiştirmek için cumhurbaşkanı adayı oldum. Bu topraklarda gerçek egemenliğimizi kuracak; gazetecilerine ve tüm yurttaşlarına sahip çıkan bir devlet inşa edeceğiz.