Kimliksizler Derneği, Nisan 2023’de Lefkoşa’da kuruldu. Temel hedeflerini dernek tüzüğünde, “Eşlerden biri Avrupa Birliği vatandaşı Kıbrıslı Türk olup diğer eşin Avrupa Birliği vatandaşı olmadığı evliliklerdeki eşlerin ve karma evliliklerden doğan Kıbrıslı Türk çocukların, gençlerin ve kişilerin, Avrupa Birliği vatandaşlık hakları ve buna bağlı olarak; aile bütünlüğü, çocuk hakları, eğitim hakkı, çalışma ve seyahat özgürlüğü gibi temel insan haklarından faydalanmaları için mücadele etmek” olarak açıklıyorlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse bu topraklarda binlerce dernek kuruldu ve hepsi de kendi kuruluş amaçları doğrultusunda bir şeyler yapmak iddiasıyla yola çıktı. Lakin Kimliksizler Derneği’nin birçok derneğe nazaran son derece zor ve çetrefilli bir hedefi gerçekleştirmek için yola çıktığı hemen anlaşılıyor. Zira en doğal hak olan yurttaşlık hakkı konusunda kavga vermelerine ve on binlerce kimliksiz insanın Avrupa Birliği yurttaşlığı elde etmesini sağlamaya çalışmalarına rağmen Kıbrıs’ın iki toplumundan da hak ettikleri desteği alamadılar, alamıyorlar.
Bilindiği gibi Kıbrıslı Türkler olarak uluslararası antlaşmalar çerçevesinde oluşan müktesebata sahip çıkmaktan aciz bir siyaset anlayışıyla idare ediliyoruz. Kıbrıs Türklerinin uluslararası toplum içinde görünürlüğünü sağlama ve siyasi eşitlik üzerinden mücadele etmenin yolu her şeyden önce ortada duran tüm antlaşmaların bize verdiği haklara sahip çıkmaktan geçiyor. Yoksa mevcut ve kısır siyasi anlayışlar üzerinden Kıbrıs Türklerinin kazanımlarını korumak hayalden de ötedir. Ben bu çerçevede, Kimliksizler Derneği’nin Kıbrıs Türklerinin uluslararası antlaşmalar çerçevesinde oluşan haklarına sahip çıkmak anlamına da gelen mücadelesini çok önemsiyor ve destekliyorum. Kanımca bu son 30 yılın en anlamlı ve ciddiye alınabilecek mücadelelerinden biridir.
Düşünebiliyor musunuz, içimizde yüzbinlerce insan bir şekilde AB yurttaşlığına sahip olurken sayısı 30 binlerle ifade edilen bir kitle bu haktan mahrum ediliyor. Bunun hiçbir insani ve vicdani yanı olmadığı gibi, yasalar ve uluslararası hukuk içerisinde hiçbir açıklaması da yoktur. Durum böyleyken, Türkçe konuşan siyaset esnafı iktidarıyla muhalefetiyle sessizlik içinde. On binlerce yurttaşlarıyla ilgili bir meseleyi gözlemci gibi izlemekle meşguller. Helence konuşan toplumda da siyasetçilerin büyük çoğunluğu bu haksızlığa karşı sessiz kalıyor ve ağzını bile açmıyor. Bu kadar açık bir haksızlık karşısında siyasilerin kılının kıpırdamaması gerçekten inanılması güç bir durumdur.
Kimliksizler konusu bir tarafıyla da siyasetçiler açısından turnusol kağıdı işlevi görüyor. Nasıl mı? Teziniz ister federasyon ister bütünleşme isterse iki devletlilik olsun içinizde bu kadar insan kimliksiz ise savunduklarınız hiçbir anlam ifade etmiyor. Tüm iddialı tezleriniz çöpe gitmeye mahkumdur.
Kimliksizler Derneği’nin en anlamlı bulduğum faaliyetlerinden biri de AB üyesi ülkeler nezdinde girişimler yapmaları. Bu girişimler AB Komisyonu ve biraz daha siyasi olan Avrupa Parlamentosu düzeyine çekilebilirse çok daha etkili olur. Özellikle toplumun okumuş, mürekkep yalamış insanlarının bu açık haksızlık konusunda sesini daha gür çıkarması, AB yurttaşlığını almış kesimlerin mücadeleye destek vermesi de çok önemlidir. Bakınız bu o kadar önemli bir meseledir ki, böylesine kabarık bir kitlenin uğradığı haksızlığa karşı sesini çıkarmamaya direnen siyasileri de toplum bir süre sonra cezalandırır, hiş şüpheniz olmasın. Zaten unutmayalım, gerçek değişimi de her zaman eşitsizlik ve adaletsizlik yaşayan kesimler sağlar, ancak onlar sağlayabilir. Sayısı 30 binlerle ifade edilen Kimliksizler de sesini yükselttikçe kazanma şansları artacak, belki onların yarattığı rüzgâr ülkenin kalan kesimlerini de olumlu yönde etkileyecek. Ben bu çabaların ve girişimlerin, karma evliliklerden doğan kişilerin mağduriyetini ortadan kaldıracağına gönülden inanıyorum.