Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

İsrail Başbakanı Netanyahu artık açık açık Gazze’nin tamamını işgal edeceklerini söylüyor. Bu işgalin adı “terörist avı”, ama aslında tüm dünyaya izletilen bir etnik temizlik. 22 ayda 60 binden fazla insan katledildi. Sadece bombalarla değil, açlık ve ilaçsızlıkla da öldürülen bir halktan söz ediyoruz. Ve bu vahşet, ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan Fransa’ya kadar Batı’nın açık desteğiyle gerçekleşiyor.

Batı sokakları bu katliama karşı öfke dolu protestolarla çalkalanırken, bizim coğrafyamızda sessizlik hâkim. Oysa bir zamanlar Kıbrıs kamuoyu Filistin davasının yanında dimdik dururdu. Karşı kıyıdaki Lübnan’la, Filistin’le dayanışma gösterirdik. Şimdi ise siyasetçiler ve basının büyük bölümü bu meseleye sırtını dönmüş durumda. Oysa bu ülkeler hâlâ bizim komşumuz.

Geçen hafta Netanyahu zihniyetinin sesi olan Israel Hayom gazetesi, Kuzey Kıbrıs’ın İsrail için “doğrudan güvenlik tehdidi” haline geldiğini yazdı. Bu haber bizde de yankı uyandırdı, tepki gösterenler oldu. Ama tepkiler yetersizdi. Bazıları “İsrail buraya müdahale edemez, Türkiye’yle savaşı göze alamaz” diyerek rahatlamaya çalıştı.

Peki gerçekten rahat mıyız? Birkaç sene önce biri bize İsrail’in kısa sürede 60 binden fazla insanı öldüreceğini, Gazze’yi tamamen işgal edeceğini, Lübnan’a ve İran’a saldıracağını, ABD Başkanı’nın Gazze halkını sürüp orayı “Orta Doğu Rivierası” olarak yeniden inşa etmek istediğini söyleseydi, buna inanır mıydık?

Bugün inanmadıklarımız yarın gerçek oluyor.

Öyle ya da böyle, Ortadoğu çok uzun yıllar sürecek karanlık bir döneme girmiş durumda.

Küçük adamızda da durum iç açıcı değil. Çözümsüzlük, bölünmüşlük ve bunların yarattığı bıkkınlık halkımızı zaten umutsuzluğa itmiş vaziyette. Üstelik bizi yönetenler, içine girdiğimiz karanlık dönemin tehlikelerini öngörebilecek vizyona ve iradeye de sahip değil.

Yakın coğrafyamızda şimdikinden de büyük fırtınalar kopacak. Ve böylesi bir döneme zayıf, diplomasi bilgisinden yoksun, vizyonsuz ve iradesiz bir yönetimle yakalanırsak vay halimize.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandığa giderken lütfen bunları düşünün. Çünkü bu seçim sadece 5 yıllık bir yönetimi değil, karanlığa mı yoksa aydınlık bir geleceğe mi yürüyeceğimizi de belirleyecek.