Uncategorized

Vasatlık denilen zehir

“Vasatın iktidarı” denilince genellikle “vasat olanın iktidara gelmesi ve ülkeyi yönetmesi” anlaşılır. Ancak bu tanım yeterli değildir. Vasatın iktidarı demek, bize vasatlığın siyasal parti ayrımı yapmaksızın tek başına muktedir olduğu, siyasetin her aşamasına nüfuz ettiği durumu anlatır. Vasatlık öyle bir zehirdir ki, eğer karşı konulmazsa toplumun bütün katmanlarının içine sızar ve tüm hücreleriyle teslim alır. […]

Vasatlık denilen zehir Devamını oku »

Birleşik Krallığın Kıbrıs’taki Adaleti!…

   Birleşik Krallığın Kıbrıs’taki sömürge idaresinin tarihine fazla detaya girmeden şöyle üstten bile baksanız Kıbrıslı Türklere yapılan adaletsizliklerle dolu olduğunu görürsünüz.    Sömürge idaresinin yaptığı belki de en büyük haksızlık 1931 yılında baş gösteren “ayaklanma”, “sivil direniş” veya kendi deyimleriyle “isyan” sonrasında yapılanlardır.    2020 yılında 89’uncu seneyi devriyesine gireceğimiz “1931 kalkışması” “vergi tepkisi” ya

Birleşik Krallığın Kıbrıs’taki Adaleti!… Devamını oku »

Ne Mutsuz Yunanım Diyen!…

   Yakın tarihimiz en kısa özeti nedir? Atina’daki Albaylar Cuntası’nın önce Temmuz 1974’te “Makarios’a darbe” (Kıbrıs darbesi) yapması ve sonrasında Ankara’nın askeri çıkarma (Birinci ve İkinci Harekât) kararını uygulamasıyla Kıbrıs bugünkü şeklini aldı.    Türkiye’nin Kıbrıs’a asker çıkarmasının bir domino etkisi oldu ve Yunanistan’daki Albaylar Cuntası da eş zamanlı olarak çöktü (24 Temmuz 1974). Yani

Ne Mutsuz Yunanım Diyen!… Devamını oku »

Doyumsuzluk açmazı…

   Bir laf vardır; “İnsanı bir hırsı bir de kibiri idare eder” derler. Meğer ne doğru bir sözmüş. Ama o söz eksik kalmış, dahası da var. Sadece idare etmez, sonunda rezil de eder. Bu hırs denilen duygunun sebebini bulmak, tarifini yapmak da öyle kolay değil.   Bunları nereden mi aklıma getirdim. Haberlere göz atarken… Tecrübeli ve

Doyumsuzluk açmazı… Devamını oku »

Organikçi mi yoksa inorganikçi misiniz?

   Şöyle bir geriye çekilerek ve hatta çekilmekle kalmayıp yukarıdan kuş bakışıyla bizim bu geleneksel Kıbrıs siyasetine sakince bakarsak temel bir ayrımı rahatça görebiliriz, diye düşünüyorum bugünlerde. Siyasetimizde ayrım şu şekilde: Organikler ve inorganikler.    Şayet Kıbrıs siyasetini organikler yani “federasyoncular” ve inorganikler yani “ayrılıkçılar” ya da konfederasyoncular olarak ikiye ayırarak incelersek aslında konuya ilişkin

Organikçi mi yoksa inorganikçi misiniz? Devamını oku »

Birleşik devletin sembolü “Kıbrıs eşeği” olsun!

Kıbrıs eşekleri sentebaş hayvanlardır. O yüzden olası bir çözümde kurulacak yeni Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağında bir Kıbrıs eşeği olsun. Hatta, bu devletin milli marşına bir anırma sesi de eklenebilir. Özgürlüğün sesi olarak görülebilir. Arif Hasan Tahsin önermişti! Şimdi bu girişi okuyanların çoğu iyiden iyiye acayipleştiğimi düşünebilirler. Endişeye mahal yok, aklım yerinde. Ayrıca şunu da belirteyim;

Birleşik devletin sembolü “Kıbrıs eşeği” olsun! Devamını oku »

Aziz Mağusa’ya tepeden takmak!…

   Kentler de insanlar gibidir. Sabahları başka, akşamları bambaşka… Anı, anına uymaz; koşullara göre her an değişiverir sanki.    Karşınızda duran bir kenti sabahlarıyla ve akşamlarıyla kıyaslayın, zihninizde farklı yolculuklara sevk edilmiş bulacaksınız kendinizi. Kimi kentlerde sabah güneşi geç vurur denize.    Kentin kıyısında deniz akşam vakti kucaklar güneşi. Karanlığın gücüyle denizin rengi değişiverir. Hem

Aziz Mağusa’ya tepeden takmak!… Devamını oku »